Mesajlar Etiketlendi ‘C.Wright Mills’

Mezun olmadan önce…

Yayınlandı: Mayıs 25, 2011 gulcemdilara tarafından Neden içinde
Etiketler:, , , ,

Mezun olmamıza günler kala sormaya geç kaldığımızı düşündüğüm bir soruyu hepimiz adına araştırdım…Buyrun öğrenelim..NEDEN SOSYOLOJİ?

    Günümüzde günlük konuşma dilinin içine iyice yerleşti sosyoloji. Bahsedilen her mevzuda insanlar “sosyolojiyi mutlaka bir yerlere oturtmaya çalışıyor. Bu, hem söylenene dikkati çekiyor hem de söyleyene. Sanki daha “sosyoloji” derken her şey açıklanmış oluyor-veya söyleyene de bağlı olarak-vurgulanan şeyin ne kadar zor açıklanabilir olduğu ifade ediliyor. Peki ama neden sosyoloji? Ve nedir bu sosyoloji şalının örtüp sakladığı sır?
Önce neden sosyoloji? Ve önce günlük hayattan bazı kesitler.
    Günlük hayatımızda ilk bakıldığında iktisadî, tıbbî ve eğitimle ilgili görülen üç kesiti ele alalım:
    Bir müşteri-tezgâhtar ilişkisini düşünelim. Başlangıçta tamamen iktisadî bir olay gibi görünen ve alış-veriş etrafında dönen bu ilişki biraz kurcalandığında arka plânında hiçte iktisadî olmayan bir yığın faktörü barındıran bir hadise olarak çıkar karşımıza. Modadan, toplumsal değerlerle beslenen kişisel zevk ve tercihlere; tezgâhtarın tavır ve davranışlarından yaş ve cinsiyete kadar ilişki sürecindeki her tefferruat sosyolojinin açıklamalarını gerektirecek muhtevalara sahiptir.
    Aynı durum hasta ile doktor arasındaki ilişki için de söylenebilir. Bir hastanın hastalığını kabullenmesinden,doktor tercihine; oradan da doktorun tavsiye ettiği tedaviyi benimsemesine kadar bütün ilişkiler zinciri tıbbın değil, sosyolojinin izahına ihtiyaç duyar.
    Eğitim ilişkisi için de aynı şeyi söylemek yanlış olmaz. Gerçekten de bir öğrenci-hoca ilişkisi ilk bakışta tamamen “eğitim”in odağında gibi görünse de daha kavramlara yüklenen manalarla birlikte sosyolojinin asıl belirleyici izah olduğu açıktır. Farklı toplumlarda ortaya çıkan farklı öğrenci-hoca ilişkileri de her şeyin nasıl toplum şekillendirmesi sonucu oluştuğunu gösteren bir diğer önemli örnektir.
    Günlük hayat kesitlerini daha da çoğaltabiliriz.Hukuktan tarihe kadar uzanabilir ve değişik örnekler seçebiliriz. Bütün bunların arka plânında asıl belirleyici olanın, asıl şekillendirici olanın “sosyoloji” olduğunu görürüz.
    Bunun neden böyle olduğu “sosyolojinin ne olduğu sorusunda gizlidir denebilir. Peki öyleyse nedir sosyoloji?
    Önce genel bir yanlışı düzeltmekle başlamalıyız işe: “Sosyoloji”, “Toplum Bilimi “değildir. Olsa olsa toplum bilimlerinden biri,önemli biridir; tıpkı ekonominin, tıpkı hukukun, tıpkı siyaset biliminin hatta tarih ve diğerlerinin birer “toplum bilimi” olarak nitelendirilebilecekleri gibi. İnsanı ve toplumu inceleyen bilimler kümesinin hepsine atfedilebilecek bir genelleme olabilir “toplum bilimi” kavramı. Dolayısıyla sosyolojiye basitçe toplum bilimi deyip çıkamayız işin içinden; dersek, en azından eksik kalır ve yanıltıcı oluruz. Sosyoloji, çok daha zengin ve derin bir muhtevaya sahiptir; çok daha çetrefil, çok daha çarpıcı, çok daha vaadedici ve çok daha serüven dolu bir güzergahtır. Bunun böyle olduğunu bu yola koyulanlar, bazen kaybolma pahasına kısa bir süre sonra anlarlar. Çok zor okunan, ama eşsiz heyecanlarla ve doyumlarla dolu bir yol haritasıdır sosyoloji. Bunun böyle olduğunu, oldukça basite indirgeyerek aşağıdaki şekille gösterip ve bu şekilden hareketle de sosyolojinin ne olduğunu tarife çalışalım:
    Şeklin labirentlerine fazla dalmadan ana yollan seçerek sosyolojiyi şu şekilde tarif edebiliriz: Toplum içindeki bireyi, grupları, kurumları, bunlar arasındaki ilişki ve etkileşimleri yine bunlardan ayrı ayrı ve/veya müştereken kaynaklanan sorunları ve meseleleri bağlantılar kurarak inceleyen bilim dalıdır.
    Bu tarifi Patrick Mc Neil ve Charles Townley (1981)’in toplum tarifi ile birlikte düşünmekte yarar var. Mc Neil ve Townley toplumu:”….kenarları olmayan bir ağ” olarak tarif
ediyorlar. Bu tarif bir sınırsızlığı belirttiği ölçüde sosyolojinin de nasıl sınırsız bir inceleme alanına sahip olduğunu ifade etmektedir. Çünkü sosyoloji, o ağla birlikte, o ağın ilmeklerini, o ağın dokusunu, o dokudaki ince işçiliği, o ağın birbiriyle kesişme ve ayrılma noktalarını ve nihayet o ağın uçlarının hangi sınırsızlıklara doğru gittiğini anlamaya, kavramaya ve idraki ölçüsünde anlatmaya çalışır. Sosyoloji, bu anlamda “öte”yi kurcalar. Görüneni değil,ama görünenle birlikte görünenin ötesini merak eder. Görüneni asıl “şekillendirenleri ele alır, inceler. Ve tekrar “ağ” benzetmesine dönersek o ağı belirleyen “düzen”in sırrını bulmaya çalışır. Bu noktadan hareketle Inkeles (1964) bir başka tarif teklif eder sosoyoloji için. Sosyoloji, insanın toplumsal hayatını karakterize eden “düzen”i bulmaya,onu anlamaya ve anlatmaya çalışır. Ne var ki, bu hiç de kolay değildir. C.Wright Mills (1959) bunun ancak “sosyolojik muhayyile” ile mümkün olabileceğini söyler Toplum: Sınırsız Bir Ağ Gerçekten de sosyolojinin, meraklısında aradığı ilk özellik, “muhayyile” dediğimiz hayal etme gücüdür. Bizi toplumun labirentlerinde yolumuzu kaybetmeden gezdirecek olan da; o sınırsız ağın kesişme noktalarında ve üzerinde buluşturacak olan da bu “muhayyileydin Kahkahalarla güldüğümüz bir karikatürdeki çizgilerde sosyolojinin    yansımasını    buluyor; bir şiirin mısralarında “sosyolojinin enerjisini yakalayabiliyorsak bu, karikatüristle ve şairlebirlikte aynı sosyolojik muhayyileyi paylaştığımız içindir. Neden sosyolojinin cevaplarından bir diğeri de, işte bu sosyolojik muhayyileyi, bir çoklarıyla paylaşacağımız  bir ortak payda haline getirmek lüzumudur. Bütün bunlarla, “neden sosyolojinin cevabı bir parça olsun verilebildi sanıyorum. Tekrar toplum hayatına dönersek, o ağın parçalarını teşkil eden örnekleri sosyolojinin yardımı olmaksızın anlamak galiba pek mümkün değil.

DERLEYEN…EMRE ŞEN